Önsöz

Elinizdeki broşür Berlin Zorla Evlendirmeye Karşı Çalışma Grubu tarafından hazırlanmıştır. Broşürün amacı, zorla evlendirilen veya bu tehditi yaşayan kızları ve kadınları, ve onlarla işleri çerçevesinde ilişkide olan kişileri (öğretmenleri, sosyal hizmet uzmanlarını, doktorları, arkadaşları, komşuları vs. ) bilgilendirmek ve onlara destek ve yardım olanaklarını göstermektir.

Bu broşür aynı zamanda zorla evlendirme tehlikesiyle karşı karşıya kalan kadın ve genç kızların geldikleri ülkelerin medeni yasalarından evlilik ve evlilik yaşı ile ilgili yasal düzenlemeleri kapsamaktadır. Çalışma Grubu, broşürde bu ülkelerin yasalarından örnek olarak alıntı yaparken, bunların yasal düzenlemelerin tümünü kapsamadığına ve zorla evlendirmenin salt bu ülkelerde meydana gelmediğine dikkat çekmeyi gerekli görür.

Zorla evlendirmeye karşı direnme, maruz kalan kadın ve genç kızlar için acil ve yıpratıcı bir süreçtir. Bu problemle karşı karşıya kalan kadın ve kızlar, broşürün son bölümünde yayınlanan Danışma ve Başvuru Merkezlerinde uzmanlar tarafından konu ile ilgili yardım ve desteği bulabileceklerdir.

Zorla evlendirme

”Evlilik salt, gelecekteki eşlerin özgür ve tam iradi onayları temelinde yapılabilir.” (İnsan Hakları Genel Bildirgesinin 16. Maddesi)

Zorla evlendirme çoğunlukla aile içi şiddetin cinselliğe dayanan bir biçimidir ve salt yukarda alıntıladığımız İnsan Hakları Genel Bildirgesi’nin değil, bir dizi diğer konvansiyon, açıklama ve yasaların ihlali anlamına gelmektedir.

Birleşmiş Milletler’in bünyesinde oluşan ”Çağımızda köleliğin biçimleri” konulu Çalışma Grubu, Haziran 2001 tarihindeki açıklamasıyla zorla evlendirmeyi çoğunlukla çok küçük yaşlarda olan, 10 ile 20 yaş sonu arasındaki genç kız ve kadınları vuran köleliğin modern biçimi olarak tanımlamıştır.

Uluslararası Çocuk Örgütü (Unicef) de 2001 yılında yaptığı çağrıyla, kızların zorla evlendirme olayından daha iyi korunması gerektiğini vurgulamış ve her yıl milyonlarca kızın ergenlik çağı öncesinde veya başlangıcında evlendirildiğini gözler önüne seren bir araştırma yapmıştır. Erken yaşta evlilik çoğunlukla sözü geçen kız çocukların okuldan ayrılmasıyla sonuçlanmakta ve böylelikle onların eğitimsizlik, yoksulluk, cahillik ve bağımlılık kısır döngüsüne hapsolmasına yolaçmaktadır.

Düğünden sonra kızlardan çoğunlukla, erkeğin tüm cinsel isteklerine boyun eğmesi beklenmektedir.

Buna bağlı olarak zorla evlendirmeler kadınlar için kendilerine zorla dayatılan kocaları tarafından tecavüze uğramak ve cinsel olarak kötü muamele görme gibi tehlikeleri de beraberinde getirmektedir.

Cinsel olarak aydınlatılmamış olmaları da kızların durumunu zorlaştırmakta ve birçok durumda gebelikten korunma araçlarına ulaşmalarını olanaksızlaştırmaktadır.

Çok küçük yaşta gebelik ve bunun beraberinde getirdiği sorunlar da Unicef tarafından zorla evlendirme sonuçları olarak damgalanmıştır.

Kamuoyu önünde yürütülen tartışmalarda zorla evlendirme çoğunlukla bazı kültürlere ve dinlere has bir olgu olarak ele alınmakta ve çokça (bilinçli yada bilinçsizce) bu din ve kültürlere karşı varolan önyargıları ayakta tutmak için kullanılmaktadır.

Karmaşık boyut ve niteliğe sahip bu konuya böyle bir yaklaşım sorunu çözmediği gibi, bu sorunla karşı karşıya kalan kadın ve genç kızlara da fayda etmemektedir.

Zorla evlendirme kültürel geleneklere bağlı olmakla birlikte, çok çeşitli dini ve etnik gruplarda rastlanmaktadır, her türlü sınıf ve tabaka sınırlarını aşmakta, zengin ve fakir ailelerde ortaya çıkmaktadır.

Zorla evlendirme mi, "görücü usulü" evlilik mi?

Potansiyel eşlerin aileler tarafından seçilmesi tek başına zorla evlendirilmenin kıstası değildir: Birçok kız ailelerinin kendilerine eş adayları seçmeleriyle hemfikirdirler – ve birçok annebaba kızlarının ”hayır”ını kabul etmekte ve kararda son sözü kızlarına bırakmaktadırlar. ”Görücü usulü evlilik” geleneksel olarak kızların geleceğini sağlama almak ve onların eşlerince korunmasını sağlamayı hedeflemektedir.

Sözkonusu kız, kendini evliliğe zorlanmış hissediyorsa ve kendisinin red etmesinin dikkate alınmadığını düşünüyorsa veya uygulanan baskılar nedeniyle anababasına, ailesine, nişanlısına ve gelecekteki eşin akrabalarına karşı koymaya cesaret edemiyorsa, bu şartlarda zorla evlendirme sözkonusudur. Baskı yöntemlerine psikolojik ve cinsel şiddet, tehdit, hapsetmek, kaçırmak, psikolojik ve sosyal baskı ve duygu sömürüsü, yaşam biçimine getirilen kısıtlamalar ve diğer aşağılayıcı, küçük düşürücü ve kontrol edici davranışlar da dahildir.

Dar anlamıyla zorla evlendirme, evlilik işlemi sürecinin zorla gerçekleştirilmesidir. Buna, ailelerin ve akrabaların baskılarıyla gerçekleşmiş evliliklerin genç kadınların istememesine rağmen ayakta tutulması ve ayrılmanın imkansızlaştırılması da dahildir.

Berlin’de zorla evlendirme

Berlin’de zorla evlendirmelerin hangi sıklıkta olduğunu ortaya koyan istatistikler yoktur. Sözkonusu kızlar ve genç kadınlar çoğunlukla kriz evlerine ve kadın evlerine sığınmaktadır. Birçok durumda bu kızlar ve genç kadınlar ailelerinden kaçarken yaşadıkları kenti de terketmek zorunda kalmaktadırlar.

Bazıları, çaresizlikten intihar girişiminde dahi bulunmaktadırlar. Bu ailelerin birçoğu çok problemlidir ve buna bağlı olarak anababa ile çocuklar arasında iletişim ve diyalog son derece zayıftır. Bu durum, zorla evlendirmenin gerçekleştiği ortama işaret etmektedir. Bir dizi kız bu olaydan önce de annebabanın kötü muamelesiyle yüzyüze kalmıştır.

Anne-babaların ve / veya ailelerin motifleri:

Ailelerin bir motifini yukarda saymıştık: kızlarının ”geleceğinin garanti altına alınması”.

Bunun yanısıra ama, annebabalar kızlarının kendi kontrollerinden çıktığı, kızlarının üzerindeki etkilerinin azaldığı hissine kapıldıklarında da bu yöntemi seçebilmektedirler. Kızları erkeklerle arkadaşlık ettiklerinde akrabaları ve çevrelerine karşı mahcup düşeceklerinden, saygınlıklarını yitireceklerinden çekinmektedirler. Ayrıca kızlarının evlilik öncesi dokunulmamış olmasını sağlamanın sorumluluğunu da daha fazla taşımak istememektedirler. Çabuk tarafından gerçekleştirilen bir evlilik, onları bu sorumluluktan kurtarmakta ve aynı zamanda kızları üzerinde söz sahibi oldukları olgusunu güçlendirmektedir. Böylelikle geleneksel iktidar ilişkileri tekrar onaylanmaktadır.

Diğer yandan evlilik, bir aile üyesini bir ülkeden diğer ülkeye getirmenin de tek yolu olabilmektedir. Göç ettikleri ülkelerdeki garantisiz ve kötü yaşam koşulları nedeniyle annebabalar kendilerini diğer akrabalara karşı sorumlu hissedebilmekte ve bu nedenle kızlarının ”hayır” demesini dikkate almama noktasında kendilerini haklı görebilmektedirler.

Genç erkekler

Genç erkekler de zorla evlendirmeyle karşılaşabilmektedirler. Ancak, böyle bir evliliğin doğurduğu sonuçlar onlar açısından genelde daha az vahimdir. Kadınlar erkeklerden çok daha erken yaşta evlendirilmekte ve buna bağlı olarak eğitimlerini tamamlama ya da bir meslek edinme şansına daha az sahip olabilmektedirler. Ayrıca kadınlar arkadaşlıklar kurma ve sürdürme, gezme veya kıyafetlerini özgürce seçebilme gibi örneklerde görülebileceği gibi kendi yaşamları hakkında da daha az söz sahibidirler.

Kızların tersine, genç erkekler büyük çoğunlukla evlilik öncesi daha büyük serbestlik ve cinsel tecrübe sağlama olanağı tanınmaktadır. Koca olarak da erkekler daha fazla imkanlara sahiptirler. Onların yaptığı zoraki evliliklerin acı sonuçlarını da öncelikle sevilmeyen, ihmal edilen, sonuçları dikkate alınmadan kovulan veya şiddete maruz kalan eşleri taşımaktadır.

Almanya’ya getirilen gelinler

Berlin’de zorla evlendirmeye maruz kalan kızların büyük bölümü Berlin’de yetişen kızlardır ve bunlar ailelerince istemedikleri bir erkekle evliliğe zorlanmaktadır. (Diğer taraftan ama,) Kızların bir bölümü ise bulundukları ülkelerde zorla evlendirilip Berlin’e gelmektedirler. Son saydıklarımız bu evlilikten kurtulmak istediklerinde kısıtlı olanaklara sahiptirler. Bunlar ailelerin ayarladığı evliliklerin gayet normal görüldüğü bir çevreden geliyorlarsa, ailelerinin evlendirme gayretine karşı koymayı akıllarına dahi getirmemektedirler. Hatta bazı durumlarda bu tür evlilikler zengin bir ülkede sorunsuz yaşama dair büyük hayaller de uyandırmaktadır. Bunlardan bir bölümü için ama, bu hayaller kocanın ailesinin her türden haktan yoksun bir kölesi konumuna düşmekle son bulmaktadır. Kendi aileleri çok uzakta ve birçok durumda ulaşılamaz durumdadır. Hareket olanakları salt ev ve aile ziyaretleriyle sınırlıdır. Almanca bilmeyişleri yardım alma imkanlarını zorlaştırmaktadır. Oturma izinleri de evliliğin sürmesine bağlı olduğundan, ayrılmak istediklerinde ülkelerine geri dönmek zorundadırlar. Bu geri dönüş ama, onlar için imkansızdır, çünkü aileleri onları kabul etmeyecek, hangi şartlarda olursa olsun evliliklerini sürdürmelerini isteyeceklerdir.

Evliliğin yürümesinden bağımsız oturma izni hakkı şu andaki yasal duruma göre kural olarak ancak iki yıl sonra sözkonusudur. Gerçi olağanüstü ağır vakalarda bu sürenin dikkate alınmaması imkanı da vardır, fakat bir çok kadın bunu bilmediğinden ya da kendi yaşadıklarının ”ağır vaka” kabul edilmeyeceğini düşündüklerinden katlanılmaz evlilikleri sürdürmektedirler.

Danışmanlıkta çıkış noktaları

Zorla evlendirilmeyle karşı karşıya olanlar uzun bir süre annebabalarının isteklerini yerine getirmek ile kendi geleceklerini kendileri belirleme isteği arasında bocalamaktadırlar. Çoğunlukla ailelerine çok geç ya da yetersiz biçimde evlendirilmeye razı olmadıklarını ifade etmişlerdir. Uzun süre üçüncü kişilerden yardım alma noktasında çekingen davranmaktadırlar.

Bu nedenle en önde gelen nokta, onlara güven ve koruma, gerektiğinde anonim danışma hizmetinin sağlanmasıdır. Danışma görüşmeleri kızlarla yalnız yürütülmeli, konuyla ilgili olan aile üyeleri bu görüşmelerde uzak tutulmalıdır. (Tercüman gerekiyorsa: Danışma merkezinde çalışan tercümanlar eğitilmiş olmalıdır ve danışma çerçevesinde anlatılanları üçüncü kişilere aktarmamayla yükümlendirilmelidir. Aile fertleri bu tür durumlarda uygun tercüman değildirler.)

Danışmanlığın amacı genç kadınları kendilerine zarar veren ilişkilerden uzaklaşmaya cesaretlendirmektir. Her bir durumun kendi özel koşullarına bağlı olarak genç kadınlar ailelerine karşı çıkma ve kendi isteklerini ifade etme yönünde cesaretlendirilebilir ve onlara nelerin yapılabileceğinin belirlenmesinde yardımcı olunabilir. Bu ne kadar erken gerçekleşirse, annebabaların da taşıyabileceği bir çözüm bulmak o kadar olasıdır.

Ancak, anlaşma sağlamak her zaman mümkün değildir. Ve genelde profesyonel yardıma başvurmadan önce genç kadınların bizzat kendileri birçok uzlaşma denemelerinde bulunmuşlardır. Anne bababaya direndiklerinde kendilerini tehdit eden cezalandırmalar çok ağırdır ve annebabanın geldiği ülkeye sürülme veya öldürülme korkusuna kadar varmaktadır. Güven temelinde aileye geri dönüşte çok büyük riske girmektedirler, çünkü çoğu durumda annebabalar yapılan anlaşmalara uzun süre bağlı kalmamaktadır. Yetkin danışmanlık, bu imkanın sınırlarını görebilecek ve kabul edecek seviyede olmalı ve ailenin uyguladığı baskıya bir de ek olarak anlaşma yönünde baskı uygulamamaya özel dikkat etmelidir.

Hareket olanaklarının araştırılıp belirlenmesi kadar, yasal durum hakkında da aydınlatma, pratik destek ve uygun koruma kurumlarıyla temasın sağlanması da önemlidir.

Genç kızların yaşam öyküleri:

Öyküler, Krizevi PAPATYA’da kaldıkları süreçte kızların yazdığı biçimle kendi ifadeleri, kendi kelimeleriyle aktarılmıştır. Yalnız, ilgili kızların güvenliği nedeniyle isimler ve bazı veriler değiştirilmiştir.

1. Nuray:

”Benim adım Nuray, 17 yaşımdayım. Berlin’de doğdum. Bu haym’a (Heim:yurt) geldim, çünkü babam beni evlendirdi. Ben bu adamı istemiyordum. Babama anlattım, ama beni anlamadı.

Geçen sene nişanlandım. Birkaç ay geçtikten sonra nişanlıma onu sevmediğimi, başka birini sevdiğimi söyledim. Bu nişanın bozulmasını söyledim, ama o da beni anlamadı. Benimle evlenince onu unutursun, beni seversin ve mutlu olursun dedi. Ama ben bunu yapamadım. Sonra babam Türkiye’ye gitti ve beni evlendirdi. Evli olduğumu ben tesadüfen öğrendim. Bunu nasıl yaptığını anlamamıştım. Kocamın bacısı benim yerime imza atmış. Evli olduğum aklıma geldikçe geceleri uyuyamıyordum. Bir gece rüyamda polise telefon ettiğimi ve herşeyi anlattığımı gördüm. Bundan bir iki gün sonra gerçekten polisi aradım ve herşeyi anlattım. Polise ben Türkiye’de değil, burda Berlin’de olmama rağmen babamın beni evlendirdiğini anlattım. Sonra babama gittim ve ona herşeyi anlattım, ama bana inanmadı. Ona anlattığımda beni tokatlamaya ve tekmelemeye başladı. ”Yalan söylüyorsun” diyordu. Kur-an üzerine yemin ettim, yine de bana inanmadı. Anneme, bu adamı istemiyorum dedim. Annem ama korktuğundan babama birşey demedi. Ablalarıma söyledim, ama onlar da birşey yapamıyorlardı.

Babamın allah önünde iyi bir insan olmasını ve bizi anlamasını istiyorum. Kendim için ise, mutlu olmak istiyorum ve bu evliliğin çözülmesini istiyorum.”

Nuray, babasının evliliği iptal ettirme sözü üzerine eve geri döndü.

2. Leyla:

”Benim adım Leyla, 17 yaşındayım ve Fas’ta doğdum. 6 kardeşim var.

Annebabamın yanında büyüdüm. Bir yaşımda Berlin’e geldim ve o zamandan beri Berlin’de yaşıyorum. 1995 yazında annem ve küçük erkek kardeşimle birlikte akrabalarımı ziyarete gittim. Orada kuzenimle nişanlandırıldım. Ve 1996 yazında ailemle tekrar oraya gittim ve orada evlendik, ama islam yasalarına göre. 1995’te akrabalarımın yanına gitmeden önce Berlin’de bir erkek arkadaşım vardı. Üç yıldan beri beraberiz ve onu seviyorum. Ben onunla birlikte yaşamak istiyorum, kuzenimle değil. Annebabam beni yakında Fas’a göndermek istiyorlar, orada kayın annebabamın yanında yaşamamı istiyorlar. Annem, bana artık gözkulak olamayacağını söylüyor. Gidersem, rahat edecekmiş. Bu nedenle salı günü evden kaçtım.

Evde neler değişmeli? Kuzenimle evlenmek zorunda kalmıyayım ve erkek arkadaşımla istediğim zaman buluşabileyim, kız arkadaşımla buluşmama izin verilsin. Babam artık beni izlemekten vazgeçsin. Annebabamın erkek arkadaşımla evlenmeme izin vermesini arzu ediyorum.

Gelecek için, önce bir gençler evinde (Wohngemeinschaft) oturmak ve okuluma gitmeyi düşünüyorum. Sonra da kuaför olarak meslek eğitimi almayı...”

Leyla şimdi Berlin’de bir gençler evinde kalıyor ve okula devam ediyor.

Annebabası erkek arkadaşının annebabasına Leyla’nın evlendiğini ve bakire olmadığını söylemişler, böylelikle onların Leyla’yı ”gelin” olarak kabul etmesini engellemeye çalışmışlar. Leyla buna çok kırıldı, ama daha sonraları ailesiyle yeniden ilişki kurdu.

3. Serap:

”Bundan 16 yıl önce Türkiye’de doğdum. Dinimiz nedeniyle Türkiye’de baskılar yaşadığımızdan 5 yaşımda ailemle birlikte Almanya’ya geldim.

Biz hristiyanız. Ortaokula geçtiğimde, annebabamın herşeyi deneyerek okula gitmemi engelleyeceğini aklımın ucundan bile geçirmiyordum. Benim kız olduğumu ve öğrenime ihtiyacım olmadığını, zaten ev kadını olacağımı gerekçe olarak ileri sürüyorlardı. Beni banka ve postaneye gidip hesapları yatırma veya başka işleri yapmaya zorluyor, böylelikle okula gitmemi engelliyorlardı. Okula devamsızlığım o kadar çoktu ki, daha düşük seviyeli bir okula (Hauptschule) geçmek zorunda kaldım. Annebabamın benim öğrenimimi neden engellemeye çalıştıklarını çok sonraları anladım: Onlar beni kuzenimle evlendirmeyi planlıyorlardı. Buna ben daha 8 yaşımdayken ve bana sormadan karar vermişler. Ancak 16 yaşıma geldiğimde bundan beni haberdar ettiler. Dünya başıma yıkıldı. Sevmediğim bir erkekle evlenmeyi kabul edemezdim. Şimdiye kadar yaşamım hakkında hiçbir karar verememiştim, ne yapmam gerektiği hep bana emredilirdi. Ama hiç olmazsa evleneceğim kişiyi kendi seçme özgürlüğüm olur diye düşünmüştüm. Ama yanılmışım. Ne yapacağımı bilmiyordum, çaresizdim. Bu, kız arkadaşlarımla buluşmama izin vermedikleri zaman hissettiklerime de benzemiyordu. Mutlaka bir şey yapmalıydım, çünkü yaşamımı boşa geçirmek ve mutsuz olmak istemiyordum, zaten mutsuzdum yeteri kadar.

Evi terketmeye karar verdim. Yaklaşık 3 hafta bir krizevinde kaldım. Bu süre içinde annebabamla iki görüşme yaptık. Babam, nişanı bozma sözü verdiğinden ve bunu yazılı olarak da imzaladığından yeniden eve döndüm. Okula gitmeme izin verecekleri sözünü de vermişlerdi. Bir ay kadar babam sözünde durdu. Okula gidiyor ve arkadaşlarımla da buluşuyordum. Kısa zaman sonra ama, amcam (kuzenimin babası) geldi ve evlenmeye ikna etmeye çalıştı. Ona çok büyük saygım olmasına rağmen, yine hayır dedim. Babamın ama düğün hazırlıkları yaptığını farkettim. Anneme bana yardım etmesi için yalvardım, birşey yapamayacağını söyledi. Çaresizlik içinde babama kuzenimle evlenmek istemediğimi anlatma çabalarım da birşeye yaramadı. Beni yumrukladı. Dövdü, saçlarımdan çekti ve ordan oraya sürükledi. Durmadan yüzüme ve sırtıma vuruyordu. Daha sonra bir bıçak alıp geldi ve bununla üstüme yürüdü, ama aramıza annem girdi. Sonra anneme: ”Git bir ip al gel, bu yaşamıyacak artık, asacağız onu." dedi. Öyle sert vurdu ki, heryerim mosmor oldu ve yüzüm tanınmaz hale geldi. Dahası düğünden iki hafta önce beni abimin evine hapsettiler. Evden kaçmaya yeltenmemem için beni tehdit ediyorlardı. Babam aksi takdirde beni öldüreceğini söylüyordu. Bana yardım edecek olanları da öldüreceğini söylüyordu, mesela gençlik dairesinde çalışan sosyal çalışmanları. Hapsedildiğim evden çıkmaya çalışıyordum, ama hep başımı bekleyen birileri vardı. Üç gün sonra telefonla yardım isteme imkanına sahip oldum. Polis tarafından evden çıkarıldım ve emin bir yere yerleştirildim. Eve geri dönmek istemiyorum. Annebabamın değişeceğine dair hiçbir ümidim yok. Babamın tehditlerini gerçekleştirmesinden korkuyorum.”

Serap Batı Almanya’nın bir kentinde emin bir yerde yaşıyor. Annebabasından velayet hakkı mahkemece alındı. Serap hala kendisinin peşinde olan annebabasından korkuyor ve hertürlü ilişkiden kaçınıyor.

4. Gülbahar

”15 yaşındayım ve Türkiye’de doğdum. Annem öldüğü için 6 yaşıma kadar büyükannemin yanında yaşadım. Babam, ailemizi geçindirmek için Almanya’ya gitti. Birinci sınıfa Almanya’da başladım. Babam, başından beri sevmediğim bir Alman kadınla evlendi. Bu evlilikten iki çocuk oldu. İstenmeyen bir çocuk olduğumdan, üvey annem tarafından her küçük şey için dövüldüm ve azarlandım. Birara halamın yanında yaşadım, ama orada da istenmiyordum, o da beni küçücük şeyler için azarlıyordu. Kafama ütüyle vuruyor veya kafamı durmadan duvara çarpıyordu. Babam üvey annemle hep kavga ediyor ve onu dövüyordu. Üvey annem sadece babamın yanında bana iyi davranıyordu, yoksa bana küfrediyor ve babamın kendisine kötü davranmasının suçlusu olarak beni görüyordu. Bir şeyi doğru yapmadığım zaman, beni babama şikayet ediyordu. O zaman dayak yiyor ve ”orospu, ölsen daha iyi” gibi küfürler işitiyordum.

Düzenli bir şekilde okula gittim, ama sonunda okulu diplomasız olarak bitirdim. Meslek okulunda bir hafta devamsızlık yapmasaydım ortaokul diploması alacaktım. O bir hafta Bayan M.’nin yanında kaldım. Babamın kapıya dayanmasından korkuyordum. Hep arabayla okula götürülüp getiriliyordum, dışarı çıkmama ve arkadaşım olmasına izin verilmiyordu. Hiçkimse bana telefon edemiyordu ve benim de telefon etmeme izin verilmiyordu. Hep babamın dükkanında oturmak zorundaydım ve kimseyle konuşmama izin verilmiyordu. Gece 11’de babam bizi eve yolluyordu, ancak ondan sonra ev ödevlerimi yapabilirdim ve gece birde yatıp sabah 6’da kalkmak zorundaydım. Bu yıl 4 ay Türkiye’de büyük anne-babamın yanında kaldım. Orada ailem tarafından kuzenimle nişanlandırıldım. Ben istememe rağmen yaptılar ve beni döverek zorladılar. Büyük annem, halam, babam hepsi beni dövdü ve büyükannem boğazımı sıktı, beni öldürecekti, ben istemiyorum diye. Nişan olduktan bir gün sonra ailemle birlikte Almanya’ya geldim.

Berli’de evden kaçtım, babama telefon ettim ve ya nişanı bozarsın ya da artık hiç eve gelmem, dedim. Kabul etti. Kuzenimle evlenmek istemiyordum, o benim için kardeş gibi, onu sevmiyorum, o da beni sevmiyor, beni kızkardeşi gibi seviyor.

Evlenmek için çok gençtim ve ben evleneceğim kişiyi sonra kendim seçmek istiyorum, sevdiğim birini seçmek istiyorum. Bu olaydan beri ailem tarafından reddedildim, onlar için çünkü namus lekesi. Bu nedenle bana çok küfrettiler ve bütün aile fertleri beni dövdü.”

Gülbahar, babası evde herşeyin düzeleceği sözünü verdiğinden, krizevinden bir kere daha evine gitti. İki yıl sonra ama tekrar Papatya’ya geldi:

”Yurt’tan eve geri döndüğümde, bir ay için herşey değişmişti, iki ay sonra ama herşey yeniden başladı. 6 ay Türkiye’ye büyükannemin yanına gönderildi. Berlin’e geldim, sonra birkaç ay sonra beni yeniden gönderdiler. Türkiye’de beni bir akrabamla nişanlandırdılar. Başlangıçta istemedim, sonra ben de istedim. 6 ay sonra Berlin’e geldim, sonra beni yeniden evlenmem için Türkiye’ye gönderdiler, evlendim. Kocam benim altınlarımı elimden aldığından benim ailemle onun ailesi kavga ettiler. Yeniden Berlin’e geldim. Bu arada bir genç erkekle tanıştım, ondan gebe kaldım ve biz evlenmek istiyorduk. Kimse gebe olduğumu bilmiyordu. Bir süre sonra ablama anlattım, bana aldırmamı söyledi. Ben istemiyordum, evden kaçtım erkek arkadaşımın yanına gittim. Bir ay onunla birlikte yaşadık, sonra erkek arkadaşıma birşey söylemeden eve gittim. Annebabama gebe olduğumu söyledim. Annem babama anlattı, babam kabul etmek istemedi. Babam, beni öldüreceğini söylüyor ve hep beni tehdit ediyordu, sonra da beni evden attı. Bir hafta dışarda erkek arkadaşımın yanında kaldım, erkek arkadaşımın annebabası da bebeği istemiyordu, bir hafta sonra tekrar eve döndüm ve bebeği aldırdım. Gebeliğimin 4. ayıydı.

Bundan sonra babam beni dışarı bırakmak istemiyordu. Hep onun dükkanında durmak zorundaydım, başka hiçbir yere gidemezdim. Ablamın kocasıyla evlenmemi istiyorlardı (ablam kocasından boşanmak istiyordu), ben istemiyordum. Ama korkudan, evleneceğimi söyledim, çünkü yine evden kaçmayı düşünüyordum ve babamın beni biraz rahat bırakmasını istiyordum. Yine evden kaçtım ve şimdi bir yurtta kalıyorum.”

5. Sanela

14 yaşındayım ve Berlin’de doğdum. Annebabam boşandılar, babam Alman, çoktan beri onu görmedim. Annem Yugoslavya’dan geliyor.

10 yaşıma geldiğimde yaşamın tamamen değişti. Kızarkadaşlarımla dışarı çıkmama izin verilecek olsa, bir saatten fazla kalamıyordum (erkeklerle konuşmama izin yoktu.).

Maalesef çok erken geliştim, göğüslerim çıkmıştı ve 11 yaşımda adet gördüm. Bizde düğünlerde, gelinlik kızlar, dans ettirilerek görücüye çıkarılır.

13 yaşımda ilk erkek arkadaşımla tanıştım. Onunla sık sık dışarı çıkıyordum, bizde adet olmamasına rağmen. Onunla tanıştım ve onu sevdim. Mademki bir zaman evlenmek zorundaydım, o zaman onu istiyordum. Bir ara o seyahatte olduğunda yine bir düğün oldu, orda annem beni insanlara gösterdi. Bir erkek beni görmüş ve benden hoşlanmış. Ertesi gün bana gelip onunla evlenmek isteyip istemediğimi sordu. Ben istemiyordum, çünkü başkasını seviyordum. O gün kıyamet koptu. Bütün aile biraraya toplandı, ev doldu. Hepsi beni ikna etmeye çalışıyordu. Kötü kız olmadığımı, çok kez evlenen ablalarımdan daha iyi olduğumu göstermelisin diyorlardı. Artık birşey diyemiyordum, sadece yengeme istemediğimi söyledim. O adamın annebabası ve annem herşeyi ayarladılar, benim hiç haberim olmaksızın. Benim için kaç para vereceklerini ve düğünün ne zaman olacağını kararlaştırmışlar. Oturma odasına çağrıldım ve sonra nişanı kutlamak için müziği açtılar ve içki içtiler. Hemen o hafta içinde herşey ayarlandı, gelinlik, salon, müzik ve yemek. O hafta en kötü haftaydı benim için. Hiç yalnız bırakmıyorlardı beni. Sadece bir defa erkek arkadaşımla telefonlaşabildim. O, istemiyorsam eğer, evden kaçmamı söyledi, ama nereye gidecektim, tam bir şey önermedi. Bu beni daha da allak-bullak etmişti, çok yalnızdım. Sonra kahrolası düğün günü geldi çattı. Bana gelinliği giydirdiler ve ben bana tamamen yabancı o aileyle onların evine gitmek zorundaydım. Sonra, düğünün olduğu salona gittik. Nikah falan yapılmadı. Moralim çok bozuktu ve çok üzgündüm. Sonra bir de ilk geceden korkuyordum. Ondan iğreniyordum. Onu sevmediğim için, bana orospu, sakat dedi ve beni mahvetti. Üç hafta okula gitmeme izin vermediler, onlara alışmam için. Sonra beni okula götürüp, okuldan aldılar. Bir defa annemin yanına kaçtım, ama hepsi konuşa konuşa beni geri dönmeye zorladılar. Beni dövmeye başladı. Okula bırakmıyorlardı. Okula devamsızlığım yüzünden annemin başı derde girdi ve bu nedenle onun annebabasıyla kavga etti. Ertesi gün polis eve geldi ve benimle konuştu ve beni alıp götürdü. Anneme geri dönmek isteyip istemediğimi henüz bilmiyorum.

Sanela kısa zaman sonra annesinin verdiği sözler üzerine eve gitti. 3 ay sonra tekrar evden kaçtı, çünkü annesi ona yeni bir koca adayı bulmuştu.

Bazı ülkelerdeki evlilik ve boşanmayla ilgili yasalar hakkında önbilgi

Almanca broşürde, Berlin’de çokça danışmaya başvuran kızların ve genç kadınların ailelerinin geldiği bazı ülkelerin yasaları hakkında önbilgi yayınladık. Bu ülkeler, Türkiye, Lübnan, İran ve Irak’tır. Türkçe broşürde salt Türkiye’nin yasaları hakkında bilgi vermeyi yeterli gördük. Bunu yaparken, Türkiye’de ”Yeni Medeni Yasa”nın kabul edilmesiyle gerçekleşen son düzenlemeleri de dikkate aldık.

Ülkeler bazında yaptığımız seçmenin hiçbir şekilde zorla evlendirmelerin salt bu ülkelerde gerçekleştiği, ya da en çok bu ülkelerden gelen ailelerde görüldüğü şeklinde yorumlanamayacağını vurgulamayı önemli görüyoruz.

Yine, yasal düzenlemeler hakkında verdiğimiz genel bilgilerin salt kaba bir yön tayin etmeye hizmet edebileceğini ve tek tek durumlarda gerekli olan avukatlarca yapılan hukuksal danışmanın yerine geçemeyeceğini belirtmek isteriz. Burada yasal düzenlemeler aktarılmaktadır, fakat bazı durumlarda günlük pratiğin yasal düzenlemelerden çok farklı olduğu da bilinçte tutulmalıdır. Hukuksal alandan gelmeyenlere yasal düzenlemeler hakkında bir genel bilgi verme zor görevinde Berlin Yabancılar Sorumlusunun hukuk bölümü bize önemli ölçüde yardımda bulunmuştur.

Genel bakış

İlke olarak, evliliğin yapıldığı yerelin yasalarının geçerli olduğu dikkate alınmak zorundadır.

Evlilik yapanların nerenin vatandaşı olduğu bu konuda rol oynamamaktadır. Örneğin, Türk yasalarına göre yapılan bir evlilik, evliliğin yapıldığı anda gelin 15 yaşında olmasına ve dolayısıyla Almanya yasalarına göre bu evlilik mümkün olmasa dahi, burada yasal olarak geçerlidir. Bu konuda istisnai düzenlemeler ancak, bir başka ülkenin yasaları Alman temel yasalarıyla çeliştiğinde, öncelikle de kamusal huzurun zedelenmesiyle ilgili olduğunda (”ordre public” Art. 6 EGBGB) geçerlidir. Bu, tek tek durumlarda somut olarak incelenmek zorundadır. Örneğin yaşı küçük bir Türk kızın bu maddeye yönelik başvurusu reddedilmiştir.

Ordre public evliliğe ilişkin yabancı mahkeme kararlarının kabul edilmesinde de rol oynamaktadır. Bazı boşanma biçimleri örneğin Alman mahkemelerince Alman temel kanunlarına aykırı bulunduğundan kabul edilmemektedir – örneğin islam yasasındaki ”Talaq" diye bilinen boşanmaya ilişkin düzenleme.

Eğer boşanma Almanya’da gerçekleşmişse, Alman boşanma kararının yurtdışında da kabul edilip edilmediğinin araştırılmasını mutlaka öneririz.

TÜRKİYE

Türkiye 1923’ten beri laik bir devlettir ve dolayısıyla devlet işleri ile din işlerinin birbirinden ayrılması yasal ilkelerini temel almaktadır.

Evlenme yaşı

Kızların evlenebilmesi için 17 yaşını doldurmuş olması gerekmektedir. İstisnai durumlarda ve çok önemli sebepler nedeniyle bir hakim 16 yaşını dolduran bir kıza da evlenme izni çıkarabilir. Bu karar öncesi annebaba veya velayet sahibi dinlenmek zorundadır. (Türk Yeni Medeni Yasa’sının (TYMY) 124. Maddesi) Yaşı küçüklerde annebabanın veya velayet sahibinin izni alınmak zorundadır. (TYMY 126. Madde)

Resmi nikah

Sadece resmi nikah geçerlidir. Nikah öncesinde ilgili mercilere başvuru yapılmış olmak zorundadır. (TYMY 124. Madde) Ve evlilik nüfus kütüğüne kaydedilmek zorundadır.

Dini nikahlar (imam nikahı) gerçi oldukça yaygındır, fakat ancak resmi nikah gerçekleştiğinde evlilik geçerliliğe sahiptir. Aksi takdirde bu ”evlilik dışı beraberlik” olarak kabul görmekte ve bu tür evliliklerden doğan çocuklar da evlilik-dışı çocuklar sayılmaktadır.

Resmi nikah yapılmadan dini nikah yapan imam yasalarca cezalandırılma (hapis cezası) tehditi altındadır. Fakat Türk yasa koyucu, bu tür kanunsuzluklar için 1933’den beri 8 af yasası çıkarmış durumdadır. Bu aflar sonucu imam nikahıyla gerçekleştirilen evliliklere sonradan resmiyet kazandırılmış ve bu evlilikten doğan çocuklar da evlilik-içi statüsüne kavuşturulmuştur.

Boşanma

Eşlerden biri diğerinin ağır bir suç işlediğini öne sürerek mahkemede boşanma davası açabilir. Bu tür ağır suçlar olarak kişinin yaşamına kast, zina, ”pek kötü davranma” ve ”onur kırıcı davranış” sayılmaktadır. (TYMY 161. ve 162. Madde)

Yine, eşlerden birinin ”küçük düşürücü bir suç işlemesi veya haysiyetsiz bir hayat” sürmesi de boşanma sebebi olarak kabul edilmektedir. (TYMY 163. Madde) Aynı şekilde, eşlerden birinin diğerini terk etmesi ve haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmemesi de boşanma sebebi olarak kabul edilmektedir. (TYMY 164. Maddesi)

Ancak, bazı suçlarda dava açanın belirli bir süre içinde müracaat etmesi gerektiğinin de dikkate alınması gerekmektedir – örneğin bu ”onur kırıcı davranış” ertesinde ”6 ay içinde” olarak düzenlenmiştir ve ”affeden tarafın dava hakkı yoktur.” (TYMY 162. Maddesi)

Eşlerden biri ama ”küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürerse ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse” bu eş her zaman boşanma davası açabilir. (TYMY 163. Maddesi)

Eşlerden biri akıl hastası olduğunda da boşanma davası açılabilir. (TYMY 165. Madde)

Evlilik birliğinin sarsılması da boşanma davası açmak için sebep sayılmaktadır. ”Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.” (TYMY 166. Maddesi) Ancak bu noktada diğer eşin itiraz hakkı vardır, bu itirazın kabul edilip edilmeyeceğine mahkeme karar verir. İtiraz eden taraf, evliliğin korunmasını gerekli kılacak kanıtlar getiremezse veya bu itiraz hakkının kötüye kullanılması anlamına geliyorsa, mahkeme bu itiraza rağmen boşanmaya karar verebilir.

”Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır.” (TYMY 166. Maddesi)

Hakim bir boşanma davasını reddettiğinde, bu red kararının üzerinden üç yıl geçmesine rağmen eşlerin ortak yaşamı kurulamamışsa ve eşlerden biri boşanma için yeniden müracaat etmişse, boşanma kararı alınır. (166. Madde)

Mahkeme, boşanma kararı yerine ayrılık kararı vermişse, mahkemenin aldığı ayrılık süresi kararının ertesinde, eşlerden biri müracaat ettiğinde boşanma davası açılabilir. Ancak bu ayrılık döneminde ortak yaşamın kurulmamış olması lazımdır. (172. Madde)

Boşanma veya ayrılık davası açıldıktan sonra mahkeme dava süresi için gerekli tedbirler için karar alır – örneğin konut, eşlerin nafakası, çocukların bakımı ve nafakası, evlilik mülkiyetinin paylaşımı vs. Mahkeme son kararında boşanmanın sonuçlarına ilişkin kararlar alır, örneğin nafaka. (174. Madde ve devamı)

Eşlerden biri boşanmada kusurlu taraf değilse, kusurlu taraftan maddi kayıplarını ödemesini ve bunun ötesinde de tazminat isteyebilir. (174. Madde)

Berlin’deki danışma merkezleri, kadın sığınma evleri ve kriz evlerinin adresleri

BIG e.V. Berliner Initiative gegen Gewalt gegen Frauen - Koordinationsstelle des Berliner Interventionsprojektes gegen häusliche Gewalt

Postfach 61 04 35 10927 Berlin

Tel. 61 10 300

Zeiten: täglich 9-24 Uhr (auch an Wochenenden und Feiertagen)

Sprachen: Fast alle Sprachen möglich; Verständigung erfolgt mit Hilfe von Sprachmittlern oder z.T. durch Konferenzschaltung mit Sprachmittlern. Über BIG kann die Vermittlung an die Berliner Frauenhäuser erfolgen

Jugendnotdienst
Mindener Str. 14 10589 Berlin
Tel. 34 999 34
Zeiten: rund um die Uhr
Sprachen: Türkisch, Finnisch, Russisch, Englisch

PAPATYA- Kriseneinrichtung für junge Migrantinnen
c/o Jugendnotdienst (s.o.)
Tel. über Jugendnotdienst : 34 999 34 oder Notruf: 0178/ 74 74 812
Zeiten: rund um die Uhr
Sprachen: Türkisch, Kurdisch, Persisch , Englisch, Französisch, Niederländisch
info@papatya.org

Interkulturelles Frauenhaus
Postfach 370542 14135 Berlin
Tel. 8010 8050 Telefonische Beratung Mo-Fr 9-18 Uhr

Interkulturelle Beratungsstelle:
Martin-Buber-Str. 12 14135 Berlin
Tel. 80195980, Telefonische Beratung Di 10-13 Uhr, Do 12-15 Uhr

Interkulturelles Wohnprojekt
Tel. 80108010/11 Telefonische Beratung Do 11-14 Uhr
Sprachen: türkisch, litauisch, russisch, spanisch, armenisch, persisch, jugoslawisch, englisch, französisch

Interkulturelleinitiative@t-online.de

Mädchennotdienst Kreuzberg
Obentrautstr. 53 10963 Berlin
Tel. 21003999
Zeiten: rund um die Uhr
Sprachen: Türkisch, Persisch, Aserbaidschanisch, Russisch, Englisch
k-berg@maedchennotdienst.de

Mädchennotdienst Lichtenberg
Herzbergstr. 83 10365 Berlin
Zeiten: rund um die Uhr
Tel. 5505 - 1900
Sprachen: Ungarisch, Spanisch, Englisch
l-berg@maedchennotdienst.de

Autonomes Mädchenhaus
c/o Gneisenaustr. 2 a 10961 Berlin
Zeiten: rund um die Uhr
Tel. 792 04 04
info@maedchenhaus-berlin.de

Elisi Evi
Skalitzer Str. 50/51 10997 Berlin
Tel. 618 73 83
Sprachen: Türkisch
Elisi-evi@gmx.de

Al Nadi
Moselstr. 3 12159 Berlin
Tel. 852 06 02
Sprachen: Arabisch
Alnadi@nachbarschaftsheim
-schoeneberg.de

Ban Ying e.V.
Anklamer Str. 38 10115 Berlin
Tel. 440 63 73/74
Sprachen: Thai, Tagalog, Hindi, Urdu, Englisch
Ban-ying@ipn.de

Jugend- und Frauenladen
Sophie-Charlotten Str. 51/52 14059 Berlin-Charlottenburg
Tel. 3222033
Sprachen: Türkisch, Kurdisch, Englisch, Arabisch, Spanisch

Frauenberatung BORA
Berliner Allee 130 13088 Berlin-Weißensee
Tel. 92 74 707
Zeiten: Di: 14 – 18 Uhr, Do: 10 – 14 Uhr und nach Vereinbarung
Sprachen: Englisch, Polnisch, Russisch, Persisch, Spanisch oder über Sprachmittler

Frauenberatung Tara
Eberstr. 58 10827 Berlin-Schöneberg
Tel. 78718340
Zeiten: Mo: 12-17 Uhr, Di: 10-14 Uhr, Mi: 11-16, Do: 9-11 nur tel.
Sprachen: Englisch, Türkisch, Persisch

Beratungsstelle für Mädchen und junge Frauen

Gutzowstr. 7 10827 Berlin-Schöneberg
Tel: 7842687
Zeiten: Mo – Do: 15-17 Uhr, Mi: 17-19 Uhr, Fr: 10-13 Uhr

Frauenraum
Torstr. 112 10119 Berlin-Mitte
Tel: 4484528

Ausländerbeauftragte des Senats von Berlin
Senatsverwaltung für Gesundheit und Soziales
Potsdamer Str. 65 10785 Berlin
Tel. 9017 – 2351

 

zurück

nach oben